Merhaba arkadaşlar,
Önce yazıma bu kadar destek geldiği icin herkese teşekkür ederim. Elbette olumlu yada olumsuz eleştiriler de olacaktı. Ben kendi penceremden bakıp o günün ruhunu çok bozmadan suya sabuna dokunmadan yazmak istedim. Ama gerek sevgili Yaşar' ın konuyu açması gerek sevgili Halil' in eleştirileri beni cevapsal, hatırlatıcı, daha detay bir yazı yazmaya itti.
Sevgili Mutahhar, çok iddialıyım ders Ali Riza Hocanın dersiydi. Asım Hoca bize ilk sınıfta gelmişti, halbuki bu 3. sömestir dersi idi.
Sevgili Halil, Kahramanmaraş olayları, 26 Aralık 1978 günü Ökkeş Kenger (sonra değiştirdi Şendiller) adlı o gün 17 yaşında olan bir faşistin (3-4 dönem önce BBP milletvekili)
başlattığı (belli ki kullanılmış) sonunda da binlerce Alevinin öldürüldüğü, tezgahlanmış ama sonunda da 3-5 sene öncesine kadar da hiç bir Alevinin Maraş' da yaşayamadığı bir olaylar dizisidir. 4 gün sürmüştür. Bu olayı bir Alevi olarak benim detayıyla bilmem doğal, ancak o günkü forum bu olayla -hiçbir tarih olarak bağlantısı yokken- nasıl ilgili olabilir. Halbuki biz okula 02 Ocak 1979 günü başladık. Bu olayla ilgili bir forumun okulun açıldığı günlerde yapılmış olması daha mantıklı değil mi? Ayrıca da faşistler (bak ben de faşist diyorum) sınav dönemlerinde okula getiriliyorlardı. Kasım ayında da sınav falan yok halbuki.
Çok iddialıyım bu olay temsilci seçiminde iki fraksiyonun çatışmasıdır ve istemeyerek yapsanız bile polisin jandarmanın okula burnunu sokmasına yol açmıştır. Biz faşistleri sınavdan sınava jandarmanın arasında görürdük o yüzden kavga falan da düşünemezdik, ancak okul da çok kavga gördük fraksiyonlar arasında. Buna diyorsan eğer demokratik mücadele biz onda yoktuk, olmadık da birçok arkadaşım gibi. Yoksa o dönemde politize olmuş bir siz miydiniz sanıyorsun.. Taa liseden insanlar ot olmaktan kurtuluyorlar ve o üniversitelere ancak ot olmadıkları için girebiliyorlardı. Hatırlayın üniversite sınavı daha çok bilgiyi değil, genel yetenek bilgisini sorguluyordu.
Tabii ki, ne güzel söylemişsin hiç birşey yapmadığımız halde -sizler dediklerin- tutuklandık. Ama bak hala potansiyel tehlike, muhalefet çok büyük çoğunlukla bizleriz.
Ben olay çıkaranlar dışarıdaydı diye yazmadım, hele elebeşı kelimesini hiç kullanmadım, kullanmam da, hos bir kelime değil. Bir daha kontrol et istersen. Ancak bana dışarıdan sigara veren ve gördüğüm birkaç arkadaş bizden daha keskin arkadaşlardandı. Olayı kimin çıkarttığını bilmem derste olduğum için mümkün değildi.
Siz o gün suç olacak hiç birşey yapmadınız (bunu da kim yazdı bilmiyorum ama vallahi ben yazmadım, tüm sınıfin yazdığını bana mı yükledin ne). Siz ne yaptıysanız haklı, bizde neyi eksik yaptıysak haksızdık ancak aradaki çatışmalar bizi üzerdi ve bizi sizden uzaklaştırırdı.
Hatta sevgili Yaşar yazana kadar yazmayı düşünmüyordum ama yazayım. Bak ne oldu. O gece çıkıp çıkmamayı tartışıyorduk, kampetleri kapıların arkasına yığıp yığmamayı. Ben söz aldım senden. Dedim ki:
Arkadaslar, bizler bir çoğumuz buraya lümpen küçük burjuva olarak geldik (ben asla kabul etmememe rağmen) ama burada marşlar öğrendik, devrimci mücadele hakkında bilgi sahibi olduk ve hatta sizin birer sempatizanınız olduk. Ama bizi bu kavgaya, bu şekilde ki bir mücadeleye sokarsanız eğer, bizi korkutur kendinizden soğutursunuz
dedim.Bu esasta bir konuşma yaptım ve hatta bu şekilde konuşacağımın senden daha önce onayını aldığımı bile hatırlıyorum. Bunun üzerine oylama yapıldı ve bizim koğuştan sabahleyin çıkma kararı alındı. Sonucta da 7 koğuşun 4 ünde çıkma 3 ünde savaşma kararı çıkınca topluca çıkıldı. Sanırım 50 arkadaşta 1 hafta Alemdağ'da kaldıktan sonra bırakıldılar.
Koğuş ağası bir espri idi bundan alınabileceğini düşünmemiştin. Senin ciddiliğinin arkasındaki gülümseyen yüzün hep belleğimde kalmış, belli ki ona güvendim. Yine de özür dilerim. Bizlerin özellikle ben ve Yaşar Türkmen' in fırlamalıklarına (bağlamayla hep misket oynardık), koğuş disiplinini bozmamıza alttan aldığının da farkındaydım. Ama bunu dansözlük yaptım diye yorumlamana gerek yoktu diye düşünüyorum.
Sakıncalı konusuna gelince ben sakıncalı askerlik yaptım ama sebep bu muydu yoksa üstüne bu da gelince mi oldu bilmiyorum.
Çocuklarımıza da benim anlattığımı okutacak halimiz yok neyi hissettiysek onu anlatıyoruz zaten. Farklı boyuta getirdiğimi belirttiğin anılarımız 29 yıl sonra yazdığım için canlandı bak. Kendimize göre düzeltip anlatırız.
Halil' ciğim düzetmek istedim sadece.
Selam herkese.


0 yorum:
Yorum Gönder